
Uyku apnesi, uyku sırasında solunumun geçici olarak durmasıyla ortaya çıkan ciddi bir sağlık problemidir. Hem bireyin hem de çevresindekilerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bu durum, zamanında teşhis ve tedavi edilmediğinde kalp krizi, felç, Alzheimer ve diyabet gibi birçok hastalığa zemin hazırlayabilir. Modern diş hekimliği ve çene-yüz protezi uygulamaları sayesinde özellikle obstrüktif uyku apnesi için kişiye özel çözümler sunulabilmektedir.
Uyku apnesi, kişinin uyku sırasında solunumunun en az 10-20 saniye boyunca kesintiye uğradığı bir uyku bozukluğudur. Bu süreçte kandaki oksijen miktarı azalır, karbondioksit artar ve beyin, derin uykudan çıkarak solunumu yeniden başlatır. Bu kısa geçişler gece boyunca defalarca tekrarlanabilir ve kişi çoğunlukla farkında olmadan sabah yorgun uyanır.
Beyin, uyku esnasında solunumun durmasıyla azalan oksijen miktarını farkeder ve derin uykudan (REM) çıkarak hava yolunun tekrardan açılmasını sağlar. Halk arasında uyanayazma (arousal) olarak bilinen bu durum, kısa süreli ve ani geçişleri ifade eden yüzeysel uyku evresidir.
Uyku apnesi olan kişilerde, solunumun durması ve yeniden başlatılması belli aralıklarla tekrar ederek gece boyunca devam edebilir. Arousal denilen bu durum, kısa süreli geçişler olduğu için kişiler, gece boyunca farketmez ve sabah uyandıklarında da hatırlamazlar. Uykunun solunum durması ile kesintiye uğraması, kan basıncında (tansiyon) ve kan şekerinde ani değişikliklere sebep olduğu için oldukça tehlikelidir.
En Sık Görülen Belirtiler:
| Belirti | Açıklama |
|---|---|
| Boğulma hissi | Uyku sırasında ani uyanmalar |
| Gürültülü horlama | Solunum yolunun daralmasıyla ortaya çıkar |
| Ağız kuruluğu | Solunumun ağızdan yapılması sonucu oluşur |
| Sık idrara çıkma | Gece boyunca vücudun strese girmesiyle artar |
| Huzursuzluk ve Sinirlilik | Uyku bütünlüğünün bozulmasıyla psikolojik etkiler |
Uyku apnesi, bilincimizin kısmen kapalı olduğu uyku esnasında solunumu durduğu için farkedilemez. Ancak uyku apnesi olan kişilerin yanında uyuyanlar tarafından fark edilir. Hastaların büyük çoğunluğu, bu durumu önemsemediği veya farkında olmadığı için doktora gitmez. Hâlbuki zamanında tedavi edilmediği takdirde kalp krizi, felç (inme), Alzheimer, iktidarsızlık (impotans), kalp ritim bozukluğu, yüksek tansiyon, kalp büyümesi, kanser, obezite, diyabet ve mide hastalıkları (reflü vb.) gibi pek çok ciddi hastalığa davetiye çıkarır.
Uyku apnesi olan kişilerde; konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, davranış bozuklukları, huzursuzluk, gündüz sürekli uyuklama hâli ve uyuma isteği, depresyon, baş ağrısı, ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, sinirlilik hâli, uykusuzluk ile çocuklarda hiperaktivite gibi yaşam standartlarını olumsuz etkileyen sonuçlar ortaya çıkar. Uyurken farkında olmasanız dahi gün içerisinde uyku apnesi belirtilerini gözlemleyerek zamanında önlem alabilirsiniz.
Eğer yukarıda listelediğimiz belirtilerin sizde de olduğunu düşünüyorsanız, vakit kaybetmeden bir uyku laboratuvarına başvurarak uyku testi (polisomnografi) ve uyku ölçeği analizi yaptırmanız gerekir.
Uyku apnesinin nedeni, yapısal ve çevresel faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterir. Boğaz kaslarının gevşeyerek hava yolunu kapatması, uyku apnesine sebep olan başlıca nedendir. Geniz eti, büyük bademcikler ile üst solunum yolundaki darlık gibi yapısal bozukluklar da, uyku apnesine sebep olur. Uyku apnesine yol açan risk faktörleri, pek çok etkene bağlı olarak değişkenlik gösterir.
Solunum, iltihaplanma, sinir iletimi, kraniyofasiyal doku gelişimi ve uyku-uyanıklık döngüsü gibi önemli vücut fonksiyonlarını kontrol eden bazı genlerdeki varyasyonlar, uyku apnesinin gelişiminde rol oynayabilir.
Genetik yatkınlık da uyku apnesinin nedenleri arasındadır. Bir kişinin birinci derece akrabalarından birinde bu hastalık varsa, genel popülasyona kıyasla %50 daha fazla uyku apnesi gelişme riski vardır.
Dar bir boğaz, üst çeneden daha kısa bir alt çene veya büyük bir dil, boynun kısa ve kalın olması gibi yapısal faktörler uyku apnesine neden olabilir.
Kısa bir süre içinde önemli miktarda kilo almak, vücudumuzu hem normal yaşamda hem de uyku sırasında daha fazla yük altına sokar. Bu kilo artışı boyunda daha fazla miktarda doku oluşmasına yol açabilir. Bu noktada nefes alma kabiliyeti daha da zorlaşır.
Ayrıca uyku apnesi olan kişilerin %60 ila %70'inin obez olduğu tahmin edilmektedir, bu da obeziteyi bu durum için önemli bir risk faktörü haline getirmektedir. Boğaz çevresindeki aşırı yağ dokusu hava yollarına baskı yapıp üst solunum yollarını daraltır, karın bölgesindeki yağ akciğerleri kısıtlayabilir ve tamamen genişleyip daralmalarını engelleyebilir.
Hipotiroidizm, polikistik over sendromu (PCOS), hamilelik, inme, atriyal fibrilasyon, konjestif kalp yetmezliği (CHF) ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi bazı durumlar uyku apnesi riskinin artması ile bağlantılıdır.
İstatistikler, yaşlandıkça uyku apnesine yakalanma riskinin arttığını göstermektedir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte kas kütlesi azalarak yağ kütlesi artar. Artan yağ miktarı, hava yolunu daraltarak uyku apnesine sebep olur. Uyku apnesinin görülme sıklığı, gençlere kıyasla orta yaşın üzerindeki yetişkinlerde 2 – 3 kat daha fazladır.
Bazı alışılmışın dışındaki uyku pozisyonları ne kadar rahat olursa olsun, vücudumuza yarardan çok zarar veriyor olabilir. Eğri omurgalar ve çarpık boyunlarla çarpık pozisyonlarda uyumak nefes almayı zorlaştırarak horlamaya neden olur ve uyku apnesi gelişme riskini artırır.
Sigara içmek solunum sistemimiz üzerinde zararlı bir etkiye sahiptir. Uyurken solunumun daha zayıf olmasına ve havayı daha az dolaştırmaya neden olur. Bu etki, uyku apnesi gelişme olasılığını önemli ölçüde artırır.
Alkol ise, boğaz kaslarının normal koşullarda olduğundan daha fazla gevşemesine neden olarak uyku apnesine yol açabilir, uyku apnesi hastalarında ise durumu daha da kötüleştirebilir.
Yapılan araştırmalara göre, uyku apnesi, erkeklerde kadınlara kıyasla 4 kat daha fazla görülmektedir. Kadınlık hormonlarının, uyku apnesini engellediği gözlemlenmiştir.
Burunda tıkanıklık oluşması, solunumu olumsuz etkileyerek uyku apnesine sebep olur.
Sakinleştiriciler de boğaz kaslarını gevşeterek uyku apnesini daha olası hale getirebilir.
Menopoz sonrası kadınların uyku apnesi geliştirme riski daha yüksektir. Ayrıca obezite ve daha geniş bir boyun çevresi gibi diğer risk faktörlerine sahip olma olasılıkları daha yüksektir.
Ağız ve boğazdaki yapısal anormallikler ve ekstra yumuşak doku, OSA'da hava yolu tıkanıklığının yaygın bir nedenidir. Fazla yumuşak damak dokusu, büyümüş bademcikler veya geniz eti, büyük bir dil veya zayıf kas tonusuna sahip dil gibi faktörlerin tümü uyku sırasında hava yolu tıkanıklığının olası nedenleridir.
Uyku apnesi farklı türlerde ortaya çıkabilir ve her biri farklı neden ve belirtilere sahiptir. Aşağıdaki listede uyku apnesinin çeşitli türleri ve her birinin özellikleri hakkında detaylı bilgi bulabilirsiniz.
Uyku apnesi, aşağıdaki ana türlere ayrılır:
| Tür | Özellikleri |
|---|---|
| Obstrüktif Uyku Apnesi | Hava yolunun tıkanmasıyla ortaya çıkar, en yaygın türüdür |
| Santral Uyku Apnesi | Beynin solunum kaslarına sinyal gönderememesi sonucu gelişir |
| Karma Uyku Apnesi | Hem obstrüktif hem santral tipin bulguları bir arada |
| Obstrüktif Uyku Apne Sendromu | Hava yolunun tamamen kapanması ve şiddetli uyanmalara yol açar |
Uyku apnesinin açık ara en yaygın türü olan Obstrüktif Uyku Apnesi (OSA), genellikle hava yolunun kısmen veya tamamen tıkanmasından kaynaklanır. Siz uyurken boğaz kaslarınız gevşeyerek dilin veya boğazın arkasındaki yumuşak dokunun hava yolunuza çökmesine ve hava akışınızı kapatmasına neden olur.
Bir OSA sırasında, kısıtlı hava akışı beyninize giden kan akışını da azaltır, bu da beyninize kısmen uyanması ve vücudunuza nefes alması için sinyal verir. Kısmi uyanmanın ardından, vücudunuz tıkanıklıktan kurtulmak için yeterince derin bir nefes almak için savaşırken yüksek sesle nefes alabilir, boğulma hissi oluşabilir veya homurdanma sesleri çıkarabilirsiniz. Tekrar nefes alabildiğinizde, beyniniz uykuya geri döner ve süreç yeniden başlar.
Üç tip OSA vardır:
Obstrüktif uyku apnesine oranla daha az yaygın olan Santral Uyku Apnesi (CSA), solunum sisteminden çok beyin ile ilgilidir.
CSA, beyniniz nefes almanızı kontrol eden kaslara hareket etmeleri için geçici olarak sinyal gönderemediğinde ortaya çıkar. Hava yolunuz aslında tıkalı değildir, ancak kaslar nefes almak için sinyal almaz, bu nedenle nefes almayı bırakırsınız. Beyin sapını etkileyen tıbbi sorunlar ve durumlar CSA'ya neden olabilir ve farklı semptomlarla ortaya çıkabilir. Örneğin, horlama CSA'da OSA kadar yaygın değildir. CSA'ya yol açabilecek durumlar aşağıdakileri içerir:
Bir hasta hem obstrüktif uyku apnesi hem de santral uyku apnesi semptomları yaşadığında, bu durum karma uyku apnesi olarak adlandırılır. Belirtiler temel olarak obstrüktif uyku apnesi ile aynıdır, ancak durum geleneksel obstrüktif uyku apnesi tedavileri ile çözülemez. Genellikle birden fazla tedavi yönteminin birbiriyle koordineli olarak kullanılması gerekir.
Bu durum, hava yolundan hava geçemeyecek kadar şiddetli olan, gece boyunca tekrarlanan ve önemli uyanmalara neden olan obstrüktif uyku apnesi anlamına gelir. Bu durum genellikle yüksek sesli horlama ile kendini gösterir. OSAS, OSA'nın daha ciddi bir şeklidir. Tıkalı hava yolları yüksek tansiyondan kalp krizine kadar çeşitli sorunlara neden olabileceğinden tıbbi müdahale gerektirir.
Uyku apnesinin teşhisinde en sık kullanılan iki yöntem, polisomnografi ve evde uyku testidir. Aşağıda bu iki ana yöntemi ile ilgili tüm detayları bulabilirsiniz.
Uyku apnesi belirtileri taşıyan kişilerin, hem KBB uzmanına görünmeleri hem de uyku laboratuvarında gerekli testleri yaptırmaları gerekir.
Daha sonra hastanın, şikâyetleri dinlenerek muayene edilir. Değerlendirme kapsamında üst solunum yolu muayenesi yapıldıktan sonra poligraf cihazlar ile beyin, karın, kalp ve göğüs aktiviteleri incelenerek kan basıncı ölçümü yapılır. Ardından uyku laboratuvarına yönlendirilen hastaya, polisomnografi adı verilen uyku testi yapılır.
Polisomnografi ile hastanın vücuduna elektrotlar takılarak, uyku esnasındaki hareketleri ve beyin aktivitesi incelenir. Ortalama 4 ila 7 saat süren uyku testinde; solunum durması, tansiyon, erekte olma durumu ve uyku pozisyonları incelenir. Hastalığa tanı koyarken, apne ve hipopne (hava akımı indeksi) sayıları dikkate alınır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda uyku apnesinin olup olmadığı belirlenir. Uyku apnesi teşhisi konulan kişilere, uyku apnesine sebep olan faktörlere bağlı olarak farklı tedavi yöntemleri uygulanır.
Evde uyku testi, herhangi bir tıbbi komplikasyonu olmayan hastalar için geceyi uyku laboratuvarında geçirmeye bir alternatiftir. Uyku apnesini teşhis etmek için kullanılan bu yöntem (hafif ila orta derecede uyku apnesi semptomlarınız varsa), doktorunuzun tanı koymasına yardımcı olur.
Fakat öncelikle doktorunuzun bu tür bir test için iyi bir aday olup olmadığınızı değerlendirmesi ve daha sonra evde uyku testi cihazını nasıl kullanacağınıza dair talimatlar vermesi gerekir.
Eğer kullanım için uygunsanız, cihaz siz uyurken nefes alma çabanızı, hava akışınızı, kalp atış hızınızı ve oksijen seviyenizi kaydeder. Testi yaptıktan sonra doktorunuz cihazınızın kaydettiği verileri indirir ve analiz eder.
Evde uyku testi yapmak için yatağa girmeden önce aşağıdaki ekipmanları takmanız gerekir:
Günümüzde uyku apnesi tedavisinde hem yaşam tarzı değişiklikleri hem de medikal/cerrahi yöntemler kullanılmaktadır.
| Tedavi Yöntemi | Kime Uygulanır | Avantajları |
|---|---|---|
| CPAP/ BiPAP | Orta/şiddetli OSA | Etkinlik yüksek, hızlı sonuç |
| Ağıziçi Aparey (Protez) | Hafif/orta OSA, uyum sorunu | Kişiye özel, kullanımı kolay |
| Cerrahi Müdahale | Anatomik bozukluk varsa | Kalıcı çözüm sunabilir |
| Sinir Stimülasyonu | Santral tip | Alternatif, yeni teknoloji |
Cerrahi bir uygulama olmayan horlama protezi, uyku apnesi tedavisinde en etkili yöntemdir. Ekonomik ve etkin bir tedavi yöntemi olan horlama protezi; ağız, diş ve çene yapısına göre kişiye özel olarak hazırlanır. Sadece uykuda kullanıldığı için hastanın gündelik hayatını da olumsuz etkilemez. Dişler üzerine yerleştirilen horlama protezi, uyku esnasında hava yolunu tıkayan dokuları toparlayarak uyku apnesi oluşumunu engeller. Aynı zamanda horlama tedavisinde de %90 - %95 oranla başarı elde edilir. Taşıma, temizleme ve bakım işlemleri de oldukça kolaydır. Kişilerin proteze hızlı uyum sağlaması ve uygulamanın acısız olması sayesinde, Amerikan Uyku Akademisi Derneğine göre uyku apnesi tedavisinde hastalar tarafından en çok tercih edilen yöntem olmuştur.
Burun kemiğinin veya kıkırdağının düzeltilmesi, bademcik ameliyatı, dil köküne radyofrekans uygulaması, dil kökü askısı, çene yapısını öne kaydırma, damak germe ve küçük dil ameliyatı gibi yöntemler, uyku apnesi tedavisinde uygulanan cerrahi yöntemlerdir. Enfeksiyon riski, ameliyat sonrası iyileşme zorluğu ve gündelik hayatı olumsuz etkilemesi sebebiyle, hem hastalar hem de doktorlar tarafından pek tercih edilmez ya da son çare olarak başvurulur. Cerrahi yöntemler, uyku apnesi olan her hastaya uygulanamaz ve tekrar etme (nüksetme) olasılığı yüksektir.
Ağza ve burna oturan CPAP-BPAP maskesi, solunum yoluna sabit basınçlı hava üfleyerek tıkanık nefes yolunu geçici olarak açar. Oldukça gürültülü çalışan maske, hem eşlerin hem de kişinin uykusunu olumsuz etkiler. Taşıma zorluğu, hastanın konforunu olumsuz etkilemesi, temizlik ve bakımının zor olması açısından hastalar tarafından pek tercih edilmez. Bu tür maskeler, hastalığı tedavi etmeyen geçici çözümlerdir.
Horlama yastığı, boğaz egzersizi, burun bantları, bitkisel yağ ve çay gibi yöntemler, anlık rahatlama sağlasa da uyku apnesini tedavi etmeyen geçici çözümlerdir.
Dr. Tuğrul Saygı’nın kliniğinde, kişiye özel olarak hazırlanan ağıziçi apareyler ve çene-yüz protezleri, obstrüktif uyku apnesi ve horlama tedavisinde konforlu ve etkin bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Tedavi adımları: