Horlama Tedavisinde
14 Yıllık Deneyim
Bizi Arayın
Bize Ulaşın

Kolesterol nedir? Kolesterol Belirtileri Nelerdir?

Kolesterol nedir? Kolesterol Belirtileri Nelerdir?

Kolesterol hücre zarları için bir yapı taşı olarak gerekli olan fosfolipitlerden üretilen alkol türevi kimyasal bir maddedir. Ayrıca safra asitleri, D vitamini ve östrojen, testosteron, seks hormonları gibi tiroid hormonlarını üretmek için de kolesterol kullanılır. Vücut ihtiyaç duyduğu kolesterolün çoğunu bizzat kendisi üretir. Üçte birini de tükettiği gıdalar yolu ile alır. Çok fazla kolesterol tüketilmesi halinde vücut kendi üretimini azaltarak, kolesterol seviyelerinin normal kalmasını sağlamaya çalışır.

Kolesterolün sadece %30’u insan vücudunda serbestçe bulunur. Kalan yüzde 70'i ise yağ asitleri ile bağlantılıdır. Yağlar veya benzeri maddeler hidrofobik yapıda olup suda çözülmez. Bu nedenle kanda taşınabilmeleri için lipoprotein adı verilen suda çözünür proteinlerle birleşmeleri gerekir. Protein içeriğine bağlı olarak farklı görevleri yerine getiren lipoproteinler arasında ayrım yapılmıştır. Çeşitler şu şekildedir;

  • VLDL yani çok düşük yoğunluklu lipoprotein olarak adlandırılan kolesterol öncüsüdür ve karaciğerden vücuttaki diğer hücrelere çok sayıda trigliserid ve kolesterol taşır.
  • LDL yani düşük yoğunluklu lipoprotein olarak isimlendirilir. Birincil görevi; kolesterolü karaciğerden işleneceği diğer vücut dokularına getirir.
  • HDL yani yüksek yoğunluklu lipoprotein; fazla kolesterolün parçalanabilecek şekilde karaciğere geri taşır. Kan testlerini yorumlanması; (insanların kolesterol çeşidine göre) bazı durumlarda karışabilmektedir. Hangi kolesterolün iyi, hangisinin kötü olduğunun akılda kalması amacıyla tıp çevreleri tarafından; HDL isimli kolesterolün iyi kolesterol olarak tanımlandığını söyleyebiliriz.

LDL kolesterol seviyelerinin çok yüksek olması ise istenmeyen bir durumdur. Zira metabolizmada gereğinden fazla LDL olması durumunda; bu kolesterol damar duvarlarının kas tabakasına yerleşir ve arteriyel kalsifikasyona (bir çeşit koroner arter rahatsızlığı) neden olabilir. Bu durum daha sonra ateroskleroz gibi kan dolaşımı problemlerine yol açarak, çeşitli doku ve organlarda inme ve kalp krizi gibi sonuçlarla karşı karşıya kalmamıza sebep olabilir.

LDL Kolesterol Nedir?

LDL kolesterol kandaki kolesterol taşıyıcılarından biridir. Hayati öneme sahip olmakla birlikte fazlalık durumlarında, arteriyoskleroz (damar sertliği) gibi hastalıklara yol açtığı için kötü kolesterol olarak kabul edilir. LDL kolesterol lipoprotein yapıda olduğu için, yağ ve lipit kombinasyonu olarak karşımıza çıkar. Sadece böyle bir bileşikte kolesterol, esterler gibi suda çözünmeyen maddeler gibi yoğun bir şekilde kanda taşınabilir. Diğer lipoproteinler (örneğin, HDL ve LDL) kolesterol kanda taşınarak işlev görür.

Karaciğer kolesterolü diğer trigliseritler ile birleştirir ve çok düşük yoğunluklu lipoproteinler üretir. Trigliseritlerin belirli enzimler tarafından parçalanması ve proteinlerin yapısındaki değişikliklerin bir sonucu olarak, LDL kolesterol ara aşama kullanılmak sureti ile üretilir. Görevi kolesterolü karaciğerden vücudun değişik doku ve organlarına taşımaktır.

Hücre zarını oluşturmak ve çeşitli hormonlar üretmek için de kolesterole ihtiyaç vardır. Normalde hücreler kolesterol fazlalığı durumunda, reseptör düzeyinde inaktivasyon (hücre dışındaki bir sinyali hücreye taşıma) sağlayarak kolesterol alımını düzenler. Aynı zamanda kandaki kolesterol seviyesi yeterli olduğunda, karaciğerde kolesterol üretimi engellenir. Bununla birlikte LDL kolesterol çok yüksekse, yukarıda söz ettiğimiz engelleme mekanizması çalışması gerektiği gibi çalışamaz. Aşırı kolesterol birikimi birçok hastalığın yanı sıra ateroskleroza (damar iç duvarlarında oluşan kalınlaşma) neden olarak kalp krizi, inme gibi vasküler kalsifikasyonlarla karşımıza çıkabilir.

Ailesel hiperkolesterolemi (nadir görünen bir tür genetik bozukluk) ise LDL reseptöründeki bir kusurdan kaynaklanır. Hastalıktan etkilenen insanların kan seviyesinde çok az miktarda LDL kolesterol vardır veya hiç yoktur. Sonuç olarak ailesel hiperkolesterolemi hastalığı; çocuklukta gelişir ve erken yaşlarda koroner kalp hastalığı tanısı konulması ile ortaya çıkar.

LDL seviyesi kolesterol riskini değerlendirmek için altın değerinde bir standarttır. Hastalarda koroner arter hastalığı gibi kardiyovasküler hastalık belirtileri var ise kan seviyelerindeki LDL miktarı oldukça önemlidir. Ayrıca yağ metabolizması bozukluklarından şüpheleniliyorsa veya bir lipid düşürücü tedavinin başarısını görmek istieniyorsa; yine LDL düzeyi kontrol edilmelidir. Mevcut kılavuzlara göre kardiyovasküler hastalık riski düşük olan sağlıklı yetişkinlerde, LDL kolesterol seviyesi 116 miligram/desilitreden düşük olmalıdır. Ölçülen LDL değeri çok yüksek ise test mutlaka bir kez daha yapılmalıdır. LDL kolesterol seviyesi normal ise genellikle herhangi bir tedaviye ihtiyaç yoktur. Bununla birlikte kardiyovasküler hastalık için kişide risk faktörleri bulunuyorsa, LDL kolesterolü daha da düşük (yani 100 miligram/desilitrenin altında tutmak) hayati önem taşımaktadır. Hastalarda koroner arter hastalığı riski bulunması halinde uzman hekimler tarafından, LDL kolesterol değerinin 70 miligram/desilitrenin altına çekilmesi önerilmektedir.

Bir hastadaki LDL ve HDL kolesterol oranı seviyesinden; ateroskleroz riskini değerlendirmek için de yararlanılmaktadır. Ancak HDL'nin tekrar değerlendirilmesi olumlu etkiler yaratabilir. Kardiyovasküler riski tahmin edebilmek için uzmanlar, toplam kolesterol seviyesi ile kan basıncını karşılaştırmaktadır. Ayrıca sigara içen kişiler kardiyovasküler hastalıklar için daha yüksek risk altındadır.

LDL kolesterol seviyesi; yetersiz beslenme, yağ metabolizması bozuklukları, kanser gibi ciddi hastalıklar, hipertiroidi, karaciğer hastalıkları, cerrahi operasyonlar, kolesterol düşürücü ilaçların aşırı dozda kullanımı ve akıl hastalığı gibi durumlarda oldukça düşük çıkabilir. Bununla birlikte LDL kolesterolün yüksek olduğu durumlar da ise diyabetes mellitüs (şeker hastalığı), böbrek yetmezliği, karaciğer hastalığı ve safra yolu bozuklukları, anoreksiya (özellikle genç kadınlarda görülen iştahsızlık ve uykusuzluk problemi) benzeri rahatsızlıklar ile karşı karşıya kalınabilir.

LDL kolesterol seviyeleri normalin üzerinde ise kişinin düzenli egzersiz yapması zorunlu bir durumdur. Ortaya çıkan ve ilerleyici olarak seyreden arteriyoskleroz problemi; diğer hastalıklara davetiye çıkaran önemli bir risk faktörü olarak kabul edilir. Artan vasküler tıkanıklık nedeniyle vücut dokuları giderek daha az kan ve oksijen ile besleneceğinden dolayı kalp krizine neden olabilen koroner arter bozuklukları oluşabilmektedir. Ayrıca arteriyosklerozun inme veya periferik arteriyel okluzif (bazı atardamarların tıkanma sebebi ile kan pompalayamaması) gibi ciddi sonuçları da vardır. Düşük doymuş yağlar ve yeterli egzersiz ile yapılan sağlıklı bir diyet sayesinde LDL seviyelerinde düşüş sağlanabilmektedir.

Obezite; yüksek kolesterol tehlikesinin de habercisi olarak kabul edilir. Uzman hekimler; hem obezite İle hem de yüksek kolesterol ile savaşmak için kilo vermeyi şiddetle tavsiye etmektedir. Alkol ve nikotin de kolesterol artışında hem doğrudan, hem de dolaylı olarak etken maddelerdir. Bu sebeple kolesterol şikayeti olan hasta, bu maddeleri tüketmekten kaçınılmalıdır. Bu önlemler işe yaramazsa doktor LDL kolesterolü düşürmek için statinler (kolesterol oranını düşüren ilaç grubu) veya kolesterol emilimini azaltan ilaçları reçete edebilmektedir.

HDL Kolesterol Nedir?

Yüksek yoğunluklu lipoprotein olarak adlandırılan HDL kolesterol; aslında kandaki kolesterolü taşıyan spesifik bir moleküldür. Ayrıca “iyi kolesterol” olarak kabul edilir. Çünkü LDL’den farklı olarak ateroskleroz gibi durumlara neden olmaz. İnsan metabolizması HDL kolesterol fazlasını vücuttan çıkarabilir. Hücrelerdeki kan yağlarının faydalanabileceği karaciğer damar duvarında depolanan fazla kolesterol vücuttan atılabilir. HDL kolesterol bu nedenle arterlerin sertleşmesine neden olan ateroskleroz gibi duruma karşı koruyucu bir kalkandır. Sıklıkla iyi kolesterol olarak adlandırılır.

HDL kolesterol değeri ateroskleroz ve özellikle koroner arter hastalığı riskini değerlendirmek için oldukça önemlidir. HDL kolesterol çok düşük seviyelerde seyrediyor ise koroner arter hastalığı riski artar. Ek olarak HDL kan değeri, lipid düşürücü tedaviye başlandığı zaman; tedavi sürecindeki başarıyı izlemek için de kullanılır.

HDL kolesterolün normal değerlerini saptayabilmek için kan testi yapma amacı ile vücuttan kan örneği alınır. Yağlı yiyeceklerin aşırı tüketilmesi sonucunda, kana karışan kolesterol miktarı yüksek olacağı için, kolesterol seviyeleri ilk tahlillerde yüksek seyredebilir. HDL kolesterolün seviyesini ölçmeden önce aşırı yağlı yiyeceklerin veya alkolün fazla tüketiminden kaçınılmalıdır.

HDL kolesterolün kadınlarda normal değerinin 45 miligram/desilitre, erkeklerde ise 40 miligram/desilitre olması gerektiği kabul edilir. HDL kolesterolü değerlendirebilmek için beraberinde total kolesterol ve LDL seviyelerinin de mutlaka ölçülmesi gerekmektedir.

HDL seviyesi kanda çok düşükse, ateroskleroz riskini ortadan kaldırmak amacıyla birtakım tedavi prosedürleri uygulanır. Ayrıca diyabet, konjenital yağ metabolizması bozuklukları ve obezite gibi hastalıkları yaşayan bireylerde, HDL düşüklüğü büyük bir risk unsuru olarak değerlendirilmektedir.

HDL kolesterol seviyelerinin dengesizliği halinde alınacak olan önlemlerde, yaşam tarzı değişiklikleri ilk sırada gelmektedir. Fazla kilolar yüksek kolesterolün bir numaralı dostudur. Sağlıklı bir vücut ağırlığına sahip olmak ve dolayısı ile düzenli egzersiz ve spor yapmak, aşırı kilolardan kurtulmak da, yüksek kolesterol ile savaşmada önemli yer teşkil etmektedir.

Kolesterol şikayeti olan hastalara uzman hekimler tarafından; çok sayıda meyve ve sebze içeren dengeli ve sağlıklı diyet listeleri tavsiye edilmektedir. Tüketilen gıdalardaki doymuş yağ oranı da dikkat edilmesi gereken bir başka unsurdur. LDL kolesterol ve düşük HDL kolesterolü artırabileceğinden, tüketilen gıdalardaki doymuş yağ oranının düşük olmasına dikkat edilmelidir. Tereyağı veya sosis gibi hayvansal ürünler yoğun biçimde doymuş yağ asitleri içerdiğinden, bu gıdaların tüketimi sınırlandırılmalıdır. Ayrıca nikotin kullanılmaması, dolayısı ile tütün ve mamullerinin içilmesi de, kandaki HDL seviyesinin yükselmesine neden olur.

Vücudun fazlasını atıyor olmasına rağmen, nadiren de olsa HDL yüksekliği bazı vakalarda görülebilmektedir. HDL oranının gereğinden yüksek olması durumunda, gereğinden düşük olması durumunda olduğu gibi kalp krizi riskini artırabileceği düşünülmektedir.  Bazı klinik çalışmalar sonucunda bu tezi destekleyen sonuçlara ulaşılmıştır.

Eğer bu temel önlemler işe yaramaz ise, hekim kontrolünde kolesterol düzenleyici ilaçlar kullanılabilir. Ancak bu ilaçların HDL kolesterol üzerindeki etkileri, LDL kolesterole nazaran daha azdır.

Uyku Bozuklukları Kolesterol Seviyelerini Etkiler Mi?

Helsinki Üniversitesi'nde bu konuda çeşitli çalışmalar yapan bilim insanları tarafından; uyku bozukluğu problemi yaşayan hastaların kanındaki kolesterol seviyelerinin arttığı ve enfeksiyona bağlı rahatsızlıklara daha sık yakalandığı ortaya konulmuştur. Uyku eksikliğinin zaman zaman yapılan çeşitli epidemiyolojik çalışmalar (salgın hastalıkları inceleyen bilim dalı) neticesinde; fiziksel hastalıklar için olası bir risk faktörü olduğu her seferinde kanıtlanmıştır. Bu bağlamda vücutta artan insülin direncinin ve kronik inflamasyonun (kronik iltihap) uyku probleminden kaynaklanabileceğini söylemek yanlış değildir. Ancak bu düşünceyi net olarak destekleyebilecek kesin bir kanıta henüz ulaşılamamıştır.

Bilim insanlarının laboratuvar koşullarında gerçekleştirdikleri biri 21, diğeri 2730 denek üzerinde yapılan iki farklı çalışmada; uyku ve kolesterol seviyeleri arasındaki ilişkiyi gözlemleyebilmek için büyük bir kohort çalışması gerçekleştirilmiştir. Toplamda 2739+21 kişinin katılımıyla gerçekleşen iki kohort gözleminde katılımcılar, 5 gün boyunca gece sadece 4 saat uyutulmuştur. Kolesterol ve kan lipid düzeylerine ek olarak, periferik makrofajlardaki gen ekspresyonunu da (damar yapısındaki gen açıklığının incelenmesi) gözlemlenmiştir.

Yukarıda bahsedilen çalışmalar neticesinde bilim insanları (hem deneyde hem de gözlem kohort çalışmalarında); uyku süresinin kısalmasının kolesterol değerlerini düşürdüğünü tespit etmişlerdir. Ayrıca gen ekspresyonu da değişkenlik göstermiştir ve makrofajlardan hücrelere kolesterol taşınmasını düzenleyen genlerin; uyku bozuklukları durumunda daha az aktive olduğu tespit edilmiştir.

Bu çalışmanın neticesinde araştırmacılar; makrofajlara bozulmuş kolesterol taşınmasının ve periferik kanda artmış kolesterol seviyelerinin; plak oluşumu yoluyla uzun vadede vasküler rahatsızlıklara neden olabileceğinden de şüphelenmektedir. Bilim insanları; iyi ve yeterli uykunun, beslenme ve egzersizin yanı sıra değiştirilebilir bir metabolik risk faktörü olarak düşünülmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Kısacası uyku bozukluğu hastalıkları; kolesterol seviyesini de olumsuz olarak etkilemektedir.

İnsan metabolizmasının uyku süresine olan ihtiyacı, kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Her insan dinlenmiş ve formda hissetmek için farklı uyku sürelerine gereksinim duymaktadır. Ancak yeterli miktarda uyumanın yanı sıra, uyku kalitesi de son derece önem taşıyan bir unsurdur. Gereğinden az uyumanın mutlak suretle, kalbi ve kan damarlarını tehlikeye attığını söylemek de doğru değildir. Fakat uyku süresinin haddinden kısa ve kalitesiz geçirilmesi, söz konusu hastalıkların en önemli davetçisidir.

Aşırı uyuma durumu da (yani yetişkinlerin günde 10 saatten fazla uyuması) sağlıklı bir durum değildir. 10 saatten fazla uyuyan kişilerde koroner arter hastalığı riskinde artış görülmekle beraber, kandaki lipit profilini de olumsuz etkilenmektedir.

Öte yandan dünyada Namibya, Tanzanya ve Bolivya gibi ülkeler incelendiğinde, burada yaşayan insanların ortalama olarak kışın 7.1 saat, yazın ise 5.7 saat uyuduğunu görülmektedir. Belirli bir sirkadiyen ritim içinde yaşayan nüfus grupları, genellikle teknolojik dünyanın getirdiği birtakım uyku bozukluğuna yol açan faktörlerin ortadan kalkmasıyla bozulmamış uyku rutini yakalayabilir.

Uyku Apnesi Kolestrol Yapar mı?

Uyku bozukluklarının kandaki kolesterol seviyesini olumsuz etkilediğini kanıtlayan bilimsel çalışmalar ışığında, uyku apnesi rahatsızlığının kolesterol problemlerine yol açabileceğini söylemek mümkündür.

Uyku apnesi tedavi sürecinde %90 - %95 oranında başarı gösteren horlama protezi ile apne problemi; protezin kullanıldığı ilk günden itibaren son bulabilmektedir. Kullanımı oldukça basit olan ve kişinin kullanımına özel olarak üretilen bu aparat hakkındaki kullanıcı yorumlarını BU bağlantıdan inceleyebilirsiniz.

Yorum Yap
ÜCRETSİZ RANDEVU AL /TEDAVİ BAŞVURU FORMU
Horlama Tedavisi Bilgi ve
Randevu Formu
Takip Et Abone Ol