Horlama Tedavisinde
14 Yıllık Deneyim
Bizi Arayın
Bize Ulaşın

Akciğer Kanseri Nedir? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Akciğer Kanseri Nedir? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kanser; vücuttaki herhangi bir organ veya dokuda bulunan hücrelerin kontrolsüz şekilde bölünerek çoğalmasından meydana gelen “kötü huylu tümör” olarak isimlendirilebilir. Bu şekilde bölünerek çoğalan hücrelere halk arasında “kanser hücresi” veya “kanserli hücre” de denmektedir.

Akciğer Kanseri Nedir?

Akciğer üzerindeki dokuların yukarıda tarif edildiği üzere kontrolsüz şekilde bölünerek çoğalması ile organ üstünde kitleler oluşur. Bu istenmeyen kitlelerin oluşturduğu rahatsızlığa ise “akciğer kanseri” ismi verilir.

Akciğerde büyüyen kitle tedavi edilmez ise çeşitli yaşamsal faaliyetler neticesinde vücudun diğer organlarına da ulaşabilir ve bu organlarda da kanser hücresi oluşma ihtimali olabilir veya kanser riski gerçekleşebilir.

Ölümle sonuçlanan kanser vakalarını genelde akciğer kanseri vakaları oluşturmaktadır. Bunun en önemli sebebi ise solunum sistemine arar vermesi ve kişinin ihtiyacı olan oksijeni sağlıklı alamamasıdır. Vücuttaki oksijen eksikliği beraberinde birçok rahatsızlığı da getirmektedir.

Akciğer Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Akciğer kanseri genelde, ileri safhalara varmadan rahatsız edici boyuta gelmemekte ve şiddetli şikayetlere neden olmamaktadır. Bu sebeple tanı konulduğunda genelde tedavi için geç kalınan bir kanser türüdür. Birçok vakada da kanser oluşumu vücudun diğer organlarına da sıçramış durumdadır. Bu sebeple aşağıdaki belirtileri gözlemlemeniz halinde uzman bir hekime başvurmanız oldukça önemlidir.

  • Kronik bronşit şikayeti olan hastaların, bu rahatsızlığa bağlı şikayetlerde görülen artış
  • Zatürre ataklarının sıklık göstermesi
  • Aşırı balgam çıkarma ve zaman zaman balgamda kana rastlanması
  • Nefes darlığı şikayetlerinin süreklilik arz etmesi
  • Solunumda kronik hırıltı
  • Göğüste batma şeklinde hissedilen ağrı ve bu ağrının kürek kemikleri arasında ve/veya omuzlarda da hissedilmesi. (“Akciğer kanseri belirtileri sırt ağrısı şikayeti olan hastaların tamında görülür” şeklinde kesin bir ifade kullanmak doğru değildir)
  • Kronik ses kısıklığı
  • Nedensiz yorgunluk ve nedensiz aşırı kilo kaybetme

Akciğer Kanseri Risk Faktörleri

Bir kişinin akciğer kanserine yakalanma riski, icra ettiği mesleğe, yaşamsal alışkanlıklarına ve geçirdiği hastalıklara göre sınıflandırılabilir. Özellikle madenciler, tersane çalışanları, ağır sanayide çalışanlar, kimyasal madde üreten ve işleyen imalathane çalışanlarının; diğer meslek guruplarına göre akciğer kanserine yakalanma riski daha fazladır.

Herkesin bildiği üzere, tütün ve mamullerinin kullanılması da akciğer kanseri olma riskini arttırır. Ayrıca insan sağlığına zararlı gazlara uzun süre maruz kalmak, asbest solumak ve hava kirliliği de akciğer kanseri oluşumunu tetikleyebilir.

Tüberküloz veya benzeri bir akciğer enfeksiyonu geçirmiş kişilerin de akciğer kanseri geçirme riski bulunmaktadır. Ayrıca akciğer kanseri iyileşse de tekrar edebilecek bir rahatsızlıktır.

Akciğer Kanseri Tanısı Nasıl Konulur?

Akciğer kanserinden şüphelenen bir hekimin ilk istediği tetkikler; akciğer filmi ve akciğer tomografisidir. Bu iki tetkik sonucunda uzman hekimde kuvvetli akciğer kanseri şüphesi olması halinde, PET-BT isimli farklı bir tetkik talep edilir. PET-BT sonuçlarında kuvvetlenen şüphe neticesinde kesin tanı için biyopsiye başvurulur. Bazı vakalarda biyopsiden evvel “Balgam Sitolojisi” yapılır. Balgam Sitolojisi kabaca; hastadan alınan balgamın laboratuvar ortamında incelenmesidir.

Biyopside kanser şüphesi görülen dokulardan ve lenf düğümlerinden incelenmek için alınan parçalar da laboratuvarda incelenir. Akciğer biyopsisi için dört farklı metot uygulanır. Bu metotlar aşağıdaki gibidir:

Torasentez: Sıklıkla lokal anestezi altında uygulanan bu biyopsi yönteminde, akciğer çevresindeki sıvıdan örnek almak hedeflenir. Sıvıyı almak için biyopsi iğnesi kullanılır.

Bronkoskopi Biyopsi: Bazı solunum yolu rahatsızlıklarını tedavi amaçlı kullanılan bu yöntemden akciğer biyopsisi yaparken de faydalanılır. Aydınlatma ve radyolojik görüntüleme kabiliyetine sahip ince bir tüp, ağız yolu ile akciğerlere kadar indirilir. Bu sayede hem solunum yollarında oluşmuş muhtemel rahatsızlıklara da tanı konulabilir, hem de akciğerdeki kanserli hücrelerden parça alınır.

İğne Aspirasyonu: Radyolojik görüntüleme tekniğinden faydalanılarak yapılan bir başka biyopsi çeşididir. Hastanın göğüs kısmından girilen bir biyopsi iğnesi ile akciğerdeki hedef dokulardan parça alınır.

Torakotomi: Son çare olarak başvurulan bir biyopsi yöntemidir. Diğer biyopsi yöntemlerinin herhangi bir sebeple başarılı olamaması durumunda tercih edilir. Genel anestezi ile göğüs kısmına cerrahi müdahale yapılarak göğüs kafesi açılır ve akciğerden biyopsi için parça alınır.

Ayrıca kanser tanısı konulan kişilerde kanserin vücuda yayılıp yayılmadığını öğrenebilmek için “Pozitron Emisyon Tomografi (PET)” tetkiki uygulanır. Ayrıca kanserli hücrelerin kemik dokusuna bir zarar verip vermediğinden emin olmak için de “Kemik Sintigrafisi” isimli tetkik yapılır.

Akciğer Kanseri Türleri

Akciğer kanserini tedavi türleri bakımından iki ana gurupta sınıflandırmak mümkündür. Bu türler aşağıdaki gibidir:

  1. Nöroendokrin Tümör: Küçük hücreli akciğer kanserleri ve karsinoid tümörler bu guruptadır. Dünya üzerinde görülmüş akciğer kanseri vakalarının yaklaşık %15 - %20’si nöroendokrin tümördür. Tütün ve tütün mamulü kullanan kişilerde en yaygın görülen ve vücutta en hızlı yayılan kanser türüdür.
  2. KHDAK: “Küçük hücreli dışı akciğer kanseri” olarak tanımlanır. Akciğer kanseri vakalarının %80 - %85’lik kısmını bu sınıf oluşturur. İleri evre akciğer kanseri olarak da isimlendirilebilir. Tedavi süreci daha zor ve hastaların iyileşme ihtimali nispeten daha düşüktür.

Akciğer Kanseri Evreleri

Yukarıdaki başlıkta incelediğimiz iki farklı kanser türünün farklı evreleri ve tıp dünyası tarafından kabul gören farklı tedavi yöntemleri bulunmaktadır.

Nöroendokrin Tümör Evreleri: Bu kanser türünde iki evre vardır. Tümör hücrelerinin tek akciğerde görülmesi ve vücuttaki diğer organlara yayılmamış olması durumuna “sınırlı evre” denir.

Eğer tümörlü hücrelere her iki akciğerde ya da vücudun diğer kısımlarında da rastlanıyorsa “ileri evre” ya da “yaygın evre” adı verilir.

KHDAK Evreleri: KHDAK vakalarında toplam dört evre bulunmaktadır. Bu evreler aşağıdaki gibidir:

  • KHDAK 1. Evre: Bu evrede kanserli hücrelerin çapı 5 cm’yi geçmemiştir ve lenf düğümlerinde kanserli hücre gözlemlenmemektedir.
  • KHDAK 2. Evre: azami 7 cm çapında olan, lenf düğümlerinde görülen fakat lenf bezlerine henüz yayılmamış olan tümör türüdür. Bazı vakalarda bronş etrafında da görülür.
  • KHDAK 3. Evre: Bu evre kendi arasında ikiye ayrılır. Her iki evrede de kanserli hücreler soluk borusu civarında da görülür. Maalesef akciğer kanseri, hastanın zamanında uzman hekime başvurmaması nedeni ile genelde bu evrede teşhis edilir.
  • KHDAK 4. Evre: Akciğer kanserinin son ve en tehlikeli evresidir. Tümör hücreleri her iki akciğerde de görülür. Genelde akciğer etrafındaki sıvıda da kansere rastlamak mümkündür. Bu evredeki vakaların birçoğunda kalp ve diğer organlarda da kanser vakası başlamıştır.

 

Akciğer Kanseri Tedavisi

Nöroendokrin tümör tedavisinde genel olarak kemoterapi yöntemi ile tedavi gerçekleştirilir. Cerrahi müdahaleler bu kanser türünün tedavisinde sıklıkla başvurulan yöntemlerden değildir. Kimi vakalarda koruyucu veya önleyici tıp çerçevesinde beyine yönelik radyoterapi de uygulanır. Buradaki amaç beyinde oluşması muhtemel kanserli hücrelerin önüne geçmektir. Nöroendokrin tümör; tedavi edildikten sonra yeniden görülebilir.

 KHDAK vakalarının ilk iki evresinde cerrahi müdahale en sık kullanılan kanser tedavisi yöntemidir. KHDAK üçüncü evrede ise radyoterapi ve kemoterapi yöntemleri sıklıkla uygulanır.

KHDAK dördüncü evre tedavisinde kemoterapi ve radyo terapi metotları; kanserin oluşturacağı tahribatın süresini azaltma ve kanserli hücrelerin daha yavaş büyümesini sağlama amaçlı kullanılır. Hastanın izni olması halinde, sonuçları kesinleşmemiş bazı deneysel tedaviler bu evrede uygulanabilir.

Akciğer kanseri ameliyatı sonrasında, gözle görülemeyecek kadar küçük olan kanserli hücrelerin tedavisinde; adjuvan tedavi yöntemi uygulanır. Bu tedavi metodu; kemoterapi, radyoterapi, hormon tedavisi ve ilaç tedavisini içermektedir.  Bazı kanser vakalarında, kanserin tekrar etmemesi için önleyici olarak da başvurulur.

Son yıllarda KHDAK türü akciğer kanserinin dördüncü evresinde bulunan kişilere, hastanın yaşam süresini uzatmak amacı ile “akciğer kanseri aşısı” uygulanmaktadır. Bu aşı için yapılan bilimsel araştırmalar; Küba, Amerika Birleşik Devletleri ve bazı Avrupa Ülkeleri’nde halen devam etmektedir. Kübalı hekimlerin geliştirdiği aşı sınırlı sayıda denek üzerinde denenmiştir ve hasta ömrünü 2 ay kadar uzattığı görülmüştür. Amerika ve Avrupa’da geliştirilen aşıların ise yaşam uzatma süresinin 6 ay kadar olduğu saptanmıştır. Elbette bu süreler her vakada farklılık göstermektedir.

Kanser aşısının KHDAK’ın diğer evrelerinde ve nöroendokrin tümör vakalarında kullanılıp kullanılamayacağına dair bilimsel araştırmalar ise devam etmektedir.

Yorum Yap
ÜCRETSİZ RANDEVU AL /TEDAVİ BAŞVURU FORMU
Horlama Tedavisi Bilgi ve
Randevu Formu
Takip Et Abone Ol