HORLAMA KAYNAKLI SAĞLIK SORUNLARI

BEYİN FELCİ

Horlama ve uyku apnesi olan kişilerde uyku sırasında alınan oksijen miktarı düşer. Bu düşüş bazen % 50’lere kadar olabilir. Normal bir uykunun ortalama 8 saat olduğunu düşünürsek, bu sürede horlamadan dolayı beynin az beslenmesi ve kişiyi beyin felci riskine açık hale getirir. Horlama ve uyku apnesi olan kişilerde, beyne giden oksijen miktarı azalıp yeteri kadar beslenemediği için unutkanlıklar başlar. Ciddi durumlarda ise oksijen miktarı normalin oldukça altına düştüğü için beyin felci gerçekleştiği birçok çalışmada gösterilmiştir.

 

Uyku Apnesi İnmeye(Felç) Neden Olur Mu?

Evet. Uyku apnesi uyku sırasında kandaki oksijen düzeyinde ciddi oranda düşmelere yol açtığı için inmeye neden olabilir. İnme geçiren hastaların yüzde 60’ında “Tıkayıcı Uyku Apnesi” saptanmıştır. 72 yaşındaki bir erkek hastaya yapılan  uyku testinde, uyurken nefesini 117 saniye tuttuğu görülmüştür. Gece ani ölümlere yol açan şey budur. Uykuda ölen hastaların çoğu uyku apnesinden ölmektedir. Gündüz nefesini bu kadar süre ile tutması istense  bile mümkün değil tutulamaz.
Uyku sırasında beyne giden hava akışının durması veya azalması anlamına gelen obstrüktif uyku apnesi, hem inmenin hem de inme sonrası bir komplikasyon için risk faktörüdür. İnme geçiren hastaların en az %60’ında uyku apnesi mevcuttur.
Genel popülasyonda uyku apnesi, yüksek kan basıncı ve diyabet gibi diğer risk faktörleri kontrol altına alınsa bile, inme olasılığını artırıyor. Yapılan araştırmalar sonucunda erkeklerin %4’ünde ve kadınların %2’sinde ciddi uyku apnesi olduğu ve bunun da genel popülasyonun %10’undan fazlasını etkilediği saptanmıştır.

 

YÜKSEK TANSİYON VE KALP YETMEZLİĞİ

Horlama ve uyku apnesi varlığı, yüksek tansiyona veya yüksek tansiyonun daha da şiddetlenmesine yol açabilir. Çünkü  horlama ve uyku apnesi olan kişilerde kanlarındaki oksijen miktarı yetersizdir. Oksijensizlik özellikle uykuda  kalbin daha fazla zorlanmasına neden olabileceği için kalp yetmezliği gibi ciddi kalp hastalıklarına yakalanma riskini artırır. Şiddetli horlama ve uyku apnesi olan kişilerde, özellikle yoğun efor gerektiren durumlarda kalp ağrılarına ve çarpıntılara neden olabilir. Bu kişiler hayati risk altında oldukları için en kısa sürede tedavi edilmeleri gerekmektedir. Horlama esnasında görülen  kalp ritmi bozukluğu, tansiyonun yükselmesine  ve kalp büyümesine neden olmaktadır. Bu da horlayan kişilerin ileride kalp hastası olma ihtimalini arttırır.
Yapılan çalışmaya göre yetişkin insanların % 45’i aralıklarla, % 25’i ise gece uykusunda sürekli horluyor..
Toplumumuzda horlama ve uyku apnesi çoğu zaman bir hastalık olarak görülmemekte ve yeteri kadar önemsenmemektedir. Aslında horlama ve uyku apnesi ciddi rahatsızlıkları hazırlayıcı bir etkendir. Horlama ve uyku apnesi, uyku sırasında ciddi oksijen seviyesi düşmesi ile karakterizedir. Kandaki oksijen seviyesi dramatik bir şekilde düşer. Aynı zamanda kalp atım hızı ve kan basıncı normalin oldukça üstüne çıkar. Bu durumun her gece tekrarlanarak sürekli hale gelmesi aritmi, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği gibi ciddi kalp ve damar hastalıklarına neden olur. Kalp yetmezliğinin veya yüksek tansiyonun altındaki neden, uyku apnesi ise ve tedavi edilmez ise verilecek olan ilaç tedavileri tek başına yeterli olmayacaktır. Amerikan Uyku Derneği’ne göre orta ve ağır şiddetli uyku apnesi olan kişilerde kalp krizi geçirme riski, olmayan bireylere göre 7 kat daha fazladır. Ayrıca bu kaliteli uyku uyuyamadıkları için gün içerisinde sürekli yorgun ve bitkin olurlar. Sosyal ve iş hayatları olumsuz olarak etkilenir. Trafik ve iş kazalarına açık hale gelirler.
Uyku apnesi tedavi edildiğinde,  çoğu hastanın yüksek tansiyonlarının normal seviyelere geldiği  gözlenmektedir.

 

BEYNİN KÜÇÜLMESİ Ve ALZHEIMER RİSKİ

Alzheimer hastalarında düzensiz, sıkça bölünen uykudan dolayı horlama daha fazla görülür. Horlama bu hastalığın seyrini daha kötü etkileyerek yaşam süresini azaltır. Horlama ve uyku apnesi, huzursuz bacak sendromu ve kramplara neden olabilir. Bu sorun, hastalarda tedavi edilerek yaşam kaliteleri arttırılabilinir.
Uyku vücudun dinlenmesi, hücrelerin yenilenmesi,hormonların dengelenmesi açısından önemlidir. Sağlıklı bir uykuda kaslar dinlenme durumuna geçer, kan basıncı azalır, özellikle hücresel yenilemeyi sağlayan hormonlar salgılanmaya başlar. Bu mekanizmaların düzgün bir şekilde gerçekleşebilmesi için uykunun kalitesi önemlidir. Horlama ve uyku apnesi ise bu kaliteyi bozar ve vücutta dolaşan oksijen miktarında azalma olur. Beynin beslenebilmesi için yeteri kadar oksijen alınması gerekir. Horlama ve uyku apnesi olan kişilerde, beyne giden oksijen miktarı azalıp yeteri kadar beslenemediği için unutkanlıklar başlar. Ciddi durumlarda ise oksijen miktarı normalin oldukça altına düştüğü için beyin felci gerçekleştiği birçok çalışmada gösterilmiştir. Uzun süreli bu hastalığa maruz kalmak, beynin beslenmesini azalttığı için Alzheimer ve demans gibi daha çok yaşlılarda gözlenen hastalıkların oluşmasına veya bu hastalıklar varsa daha da şiddetlenmesine yol açtığı bir çok tıp makalelerinde belirtilmiştir.
Yetersiz oksijenlenme bütün hücrelerin olduğu gibi beyin hücrelerin de yenilenmesini azaltmaktadır.
Oksijen vücudumuzun temel ihtiyacıdır. Bundan dolayı horlama ve uyku apnesi olan kişiler gecikmeden tedaviye başlamalıdırlar. Böylelikle hem kendilerinin, hem de yakınlarının yaşam kaliteleri artırırlar.

 

DEPRESYON

HORLAMA SEBEBİ DEPRESYON

Uyku apnesi olan kişilerde  aşırı sinirlilik ve huzursuzluk sıkça gözlenir. Bu durum kişinin iş hayatını ve özel hayatını olumsuz olarak etkileyerek kişinin toplum içinde giderek yalnızlaşmasına ve depresyona girmesine neden olabilir.
Uyku apnesi obezite, cinsel gücün azalması, unutkanlığa neden olur ve  psikososyal hayata olumsuz etki ederek depresyona sokar.

Horlama kişinin uykuda çıkardığı gürültü sestir. Uyku apnesinde durum daha ciddi hale gelir ve nefes alınımı 10 sn üzerinde durur ve gece uykusu boyunca sürekli tıkanmalar tekrarlanır. Her iki hastalıkta da vücudu aslında esas etkileyen şey oksijensizliktir. Oksijen vücudumuzda kanda bulunur ve kalbin pompalanmasıyla oksijen vücuda dağılarak hücreleri besler. Bu sistemdeki bir kesinti veya azalma kişiyi hem fiziksel manada, hem de psikolojik olarak olumsuz etkiler.

Horlama ve uyku apnesinde vücut yeteri kadar dinlenemediği için, gün içinde yorgunluk ve uyku atakları sıkça gözlenir. Bu durum kişinin iş verimliliğini düşürür, konsatrasyonu azaltır ve daha sinirli hale getirir. Hızlı ve verilemeyen kilolara, obeziteye neden olur. Kişi kendisini mutsuz ve dışlanmış hissederek depresyona girebilir. Yapılan çalışmaya göre depresyona girenlerin %30’unda horlama ve uyku apnesi olduğu gözlenmiştir.

Rahat ve kaliteli bir uyku günün iyi geçmesinde önemli bir etkendir. Horlama ve uyku apnesi gibi uyku rahatsızlığı bulunanlar bir an önce tedavi edilerek huzurlu bir hayat sürmelidirler.

 

KRONİK GÖĞÜS VE SOLUNUM HASTALIKLARI

Horlama ve uyku apnesinin tetiklediği hastalıklar arasında kronik göğüs ve solunum yolu hastalıklarından farenjit, bronşit ve KOAH sayılabilir. Hali hazırda bu hastalıklara sahip kişilerde horlama ve uyku apnesi görülme oranı %95 civarındadır. Horlama bu hastalıkların haricinde obezite, unutkanlık ve depresyona neden olmaktadır.

Bronşit

Bilim insanlarının araştırmaları neticesinde elde ettiği bulgular gösteriyor ki, horlayan kişilerin bronşit hastalığına yakalanma oranı horlamayanlara kıyasla % 25 daha fazladır. Her akşam horlayan kişilerin, hastalığa yakalanma oranı ise diğerlerine oranla %68 artmaktadır.
Bilim insanlarının elde ettiği veriler, horlamanın kronik bronşitle yakın ilişki içerisinde olduğunu göstermektedir.
Solunum sistemi ile bağlantılı tüm organlar, horlama nedeni ile daha fazla çalışmak zorundadır.  Hava akışını sağlamak için kaslar sürekli gerilir. Bunun neticesinde nefes borusu tıkanır ve inflamasyona neden olarak kronik bronşit oluşur.
Horlama ve uyku apnesi ile ilişkili bir diğer hastalık ise KOAH ‘tır. KOAH, gün boyu uyuklamaya, dengesizliğe, gece aşırı horlamaya ve kilo kaybına neden olabilir.
Akciğerleriniz zamanından çok önce yaşlanır. Unutulmamalıdır ki; akciğer ve üst solunum yollarında meydana gelen yapısal değişiklikler düzeltilememektedir.
Geniz akıntısı nedeniyle oluşan boğaz iltihabı (farenjit), geniz etinin özellikle de çocukluk çağında arka burun deliklerini tıkayarak burundan hava geçişini engellemesi dolayısıyla burun tıkanıklığına yol açar. Bu durum, uyku sırasında ağzın açık kalmasına  ve horlamaya neden olur.

 

KANSER RİSKİ

Amerikan Uyku Akademisine göre; horlama ve uyku apnesi olan kişilerdeki yetersiz oksijen seviyesi, vücudun direncini zayıflatır ve kanser riskini artırır. Horlama ve uyku apnesinin oksijen seviyesi üzerinde olumsuz etkisi vardır. Vücut her gece uzun süre oksijensizliğe maruz kalmaktadır. Yeterli oksijen alınamadığı için vücudun savunma direnci azalır ve viral ve bakteriyel enfeksiyon görülme riski artar. Hatta yapılan bazı çalışmalarda uyku apnesinin kansere hazırlayıcı etkenlerden birisi olduğu ve 5 kat daha fazla kansere yakalanma riski olduğu belirtilmiştir.
Uyku bozukluğu ve uyku apne rahatsızlığı olan kişilerin kansere yakalanma risk oranı yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde yüzde 65  daha yüksek olarak ortaya çıkmıştır.
Yapılan araştırmalar sonucunda farelerde kanser ve uyku apnesi arasındaki ilişkiye dair kanıtlar bulundu .
Bu ipucundan  yola çıkarak yapılan araştırmalar sonucunda  ;

  • Hafif uyku apnesi (uykuda solunum saatte 5-15 kere kesilir) olan kişilerde kanserden ölüm riski yüzde 10 daha fazla
  • Orta uyku apnesi (uykuda solunum saatte 15-30 kere kesilir)  olanlarda kanser ile ilişkili olan ölüm riski oranı normalden 2 kat fazla
  • Şiddetli uyku apnesi (uykuda solunum saatte 30 ve üstü  kere kesilir) olan hastalarda, kanserden ölüm riski yaklaşık 5 kat daha fazladır.

Oksijen yetersizliği yaşamı tehdit eden kanser gibi daha büyük rahatsızlıklara da öncülük etmektedir. Çünkü kanser gibi sağlık sorunları ve diğer bir çok enfeksiyonlar oksijen açısından zengin ortamlarda yaşayamazlar. OUA’nin ani bebek ölümü sendromu ile bağlantılı olduğu da bilinmektedir.
Horlama sorununu çözerek kanserli hücre gelişimini de önleyebilirsiniz.

 

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

Uyku apnesi olanlarda kanlarındaki oksijen seviyesi düşerken karbondioksit seviyesi artarak solunum yetersizliğine neden olur. Horlamadan dolayı  kandaki oksijen miktarının azalır ve vücut direncini baskılar. Bundan dolayı horlayan kişilerde daha sık ve şiddetli soğuk algınlığı, solunum hastalıkları, nezle ve faranjit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları gözlenir.

Burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma, ağızdan soluma, genizden konuşma, horlama, hırıltılı soluma, ağız kuruluğu, geçmeyen burun akıntısı, geniz eti iltihabı ve büyümesinin başlıca belirtileri olup, bunlara bağlı olarak gelişebilen iştahsızlık, yol açtığı başta gelen rahatsızlıklardır. Fakat geçirilen sık üst solunum yolu enfeksiyonları, geniz etinin sürekli olarak büyümesine ve küçülme oluşmamasına yol açabilir.

 

SOSYAL VE PSİKOLOJİK SORUNLAR
Horlayan ve uyku apnesi olanlarda düzgün gece uyku döngüleri yoktur ve derin uykuya rahat geçemedikleri için uykuları kesik kesiktir. Bu durum aslında uykuda vücudun dinlenemediği aksine daha fazla efor sarfettiklerini gösterir. Vücut uykuda dinlenemediği için gündüz uyku atakları gözlenir. Dikkat dağınıklığı, konsantre olamama, unutkanlık gibi psiko-sosyal  sorunlara yol açar.
Gece dinlenmeye çalışan beyin, düşük kan oksijen seviyesi ile karşılaştığında dinlenemez, yorulur. Gece rahat bir şekilde uyunamadığından gündüz uyuklama durumu meydana gelir. Gündüz dikkat dağınıklığı, sosyal ve psikolojik sorunlara yol açar. İyi ve dinlenilmiş bir uyku günün mental olarak iyi geçmesi açısından önemlidir. Horlama ve uyku apnesi ise kalitesiz bir uykuya neden olur. Tıkanmalardan dolayı uyku sürekli bölünür, derin uykuya geçilemez. Bazen bu tıkanmaların sayısı saatte 70’i geçebilir. Düzgün alınamamış uykudan dolayı sabah yorgunluğu ve bitkinliği olur. Hatta hastanın uyku süresi arttıkça yorgunluğu da doğru orantılı olarak artar. Bu kişiler dinlenemedikleri için gün içinde yorgun ve mutsuz olurlar. Bu tablo kişinin sosyal ilişkilerini de etkiler. İş verimlilikleri ve başarıları azalır. Daha gergin ve sinirli hale gelirler. Alınan gıdalar oksijensizlikten dolayı yakılamaz ve yağa dönüşür, genellikle obezdirler. Eşleriyle yan yana uyumadıkları için aile içi gerginlikler yaşanır. Cinsel isteksizlik sıkça görülen tablodur. Sürekli yorgun ve uykulu oldukları için yeterli bir cinsel hayatları yoktur. Bu durum boşanmalara kadar gidebilir. Uyku apnesi olan bireyler genelde toplum içinde mutsuz kişilerdir.

 

EŞLER ARASI PROBLEMLER

Horlamanın gürültüsünden dolayı çoğu çift beraber uyuyamamaktadır. Horlayan erkeğin libidosu düştüğü için cinsel isteksizlik oluşabilir. Bu gibi nedenlerden dolayı horlama problemi olan çiftlerin boşanma oranı horlamayan çiftlere göre kaydedilir derecede fazladır. Bu kişiler dinlenemedikleri için gün içinde yorgun ve mutsuz olurlar. Bu tablo kişinin sosyal ilişkilerini de etkiler. İş verimlilikleri ve başarıları azalır. Daha gergin ve sinirli hale gelirler. Alınan gıdalar oksijensizlikten dolayı yakılamaz ve yağa dönüşür, genellikle obezdirler. Eşleriyle yan yana uyumadıkları için aile içi gerginlikler yaşanır. Cinsel isteksizlik sıkça görülen tablodur. Sürekli yorgun ve uykulu oldukları için yeterli bir cinsel hayatları yoktur. Bu durum boşanmalara kadar gidebilir. Uyku apnesi olan

bireyler genelde toplum içinde mutsuz kişilerdir.
Libido (cinsel isteklilik) azalması, horlama ve uyku apnesinde gözlenen önemli semptomlardan birisidir. Horlayan kişi sürekli yorgun olduğu için eşine vakit ayıramaz ve sürekli uyumak ister. Ayrıca erken boşalmaya sıkça karşılaşılır. Horlamadan dolayı eşlerin yan yana uyumaması birbirlerinden uzaklaşmalarına neden olur. Mutsuz evlilikler ve boşanmaya kadar gidebilir. Horlama ve uyku apnesinin tedavisiyle bu durumlar ortadan kalkar.

 

Yorumunuzu Yazın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.